16. Bölüm
16.BÖLÜM
Nazenin, dakikalardır sarıldığı bedenden uzaklaşıp yatağa uzandığında, Metehan da ona eşlik etti. Hâlâ usul usul titreyen bedenini sarıp, göğsüne çekerken boynuna sokuldu ve dudaklarını tenine bastırdı.
“Uyu, ben buradayım,” diye fısıldadı.
Nazenin titrek bir nefes alıp başını hafifçe sağa sola salladı. “Uyumak istemiyorum,” dedi.
Mırıldanır gibi söylediği bu sözlerle Metehan derin bir iç çekip bu kez kadının omzuna dudaklarını bastırdı. “Ama uyumazsan dinlenemezsin, bebeğim,” dedi. “Dinlenemezsen de hasta olursun. Yarına kadar biraz olsun toparlanman lazım.”
Güler gibi bir ses çıkaran Nazenin, belini saran kolları yavaşça okşadı. Sonra ellerine ulaştı adamın. Sol elinin yüzükparmağındaki yüzüğe dokundu, her zamanki gibi. Kare şeklindeki yüzüğün yüzeyinde parmak ucunu gezdirdi. Çapraz olmuş kılıçların üstünde yer alan aslan kafası. Şu an göremese de kırmızı zemin üstünde altın rengiyle parlayan bu sembol, onu gördüğü ilk günden beri hoşuna gidiyordu.
“Çıkar. Al yüzüğü.”