18. Bölüm
18.BÖLÜM
Ne demekti bu?
Nazenin yok, ne demekti?
Nasıl olmazdı Nazenin?
Nasıl olmuştu da pusuya düşmüşlerdi?
Nasıl olmuştu da onu kaçırmışlardı?
Aklı almıyordu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki resmen canı yanıyordu.
“Nasıl?” diye fısıldadı buz gibi bir sesle. Sinem içini çeke çeke, “Araç konvoyunun önüne ve arkasına yabancı araçlar yaklaşmış,” dedi. “Araçlar patlayıcı doluymuş. Saniyeler içinde havaya uçmuşlar. O esnada da başkaları sarmış etraflarını. Nazenin’i almışlar.”
Duyduklarının şokuyla başını usul usul sallayan Metehan, telefonu kapatıp bomboş bir ifadeyle etrafına baktı.
Seyfettin Paşa, çocukluğundan beri tanıdığı, dimdik duruşuna hayran olduğu o kocaman adam yerde bilinçsizce yatıyordu. Can kardeşim, dediği dostu babasının başında gözyaşı döküyor, kendi babası ise ömürlük dostunun boynundaki şahdamarına korkuyla dokunuyordu.