“Ben buradayım ablam. Artık hep yanındayım. Hadi sen de yanıma gel.” yana kaydı, yorganı açtı.
“Gel, sarılıp yatalım.” Diye tekrarladığı sırada Bergüzar uzun uğraşlarla ayağa kalkmış ve kardeşinin yanına uzanmıştı. Toprak sanki bunu bekliyor gibi ona sarılıp göğsüne yatarken, elini de karnına koydu.
“Abla...”
“Canım...”
“Nasıl bir his? İçinde bir canlı olması? Onu hissetmek... Güzel mi?” Bergüzar, bir eliyle kızım dediği kardeşinin saçlarını, diğer eliyle de oğlunu seviyordu. Kardeşinin sorusuyla gülümseyip iç çekti.
“Tarifi zor, ama çok güzel bir his. Mucize gibi... Senin gibi. Bir gün sen de yaşa ve nasıl bir his olduğunu öğren inşallah.”
“Oğlun doğunca pabucumu dama atmazsın değil mi? Bak söz ver, öyle olursa küserim.” Sözlerine kahkaha atıp kardeşini mümkünmüş gibi daha sıkı sardı.
“Deli kızım, hiç öyle şey olur mu? İkiniz de canımsınız, ikinizi de çok seviyorum.” Toprak içi rahatlamış gibi nefes alıp gülerken, bir yandan da yeğenini seviyor, hareketlerini hissetmek için çabalıyordu. Parmağının ucuyla karnına usulca vurdu.
3 / 34