ABRE · 6. Bölüm
6.BÖLÜM
Boş gözlerle kardeşine bakıyor, açılan ağzını bile kapatamıyordu. Az ileride duran bilgisayarın ekranına çevirdiği bakışları resmen buz tutmuştu.
“Nasıl olur? Arkalarındaydık. Aracın patladığını gördük. Toprak o araçtaydı. Nasıl?” Dönüp dönüp aynı soruyu soruyor, oturduğu yerde ileri geri sallanıyordu. Ertuğrul’un uzattığı su bardağını kavramak istedi ama elleri de buz kesmişti. Titriyor, bedeni binlerce duyguyla geriliyordu.
“Abim, sakinleş biraz. Hadi gözünü seveyim, topla kendini.” Diyen Ertuğrul, zorla birkaç yudum su içmesini sağladığı sırada doktor da içeri girmişti. Alparslan’ın bembeyaz yüzüne endişeyle bakarken tansiyonunu ölçtü.
“Tansiyonu çok yüksek. Şuraya uzansın.” Atilla ve Ertuğrul onu yatırıvermişlerdi. Yorgun ve şokta olduğunu belli eden gözleri kayarak kapanırken doktorun sesini yeniden işitti.
“Dilaltı hapı getireceğim. Tansiyonunu düşürmek lazım. Yoksa Allah korusun beyin kanaması, felç gibi şeyler yaşanabilir.” Kardeşleri bu sözlerle sakinliklerini kaybederlerken doktor hızla odadan çıkmıştı.